Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Çalışma Hayatına Dair Meseleler etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

İş İlanındaki 10 Kırmızı Bayrak: Türkiye’de Bir İlan Size Ne Anlatır?

Bir iş ilanına bakarken çoğumuz önce pozisyonun adına, aranan özelliklere ve lokasyona göz atıyoruz. Türkiye ’de maaş bilgisinin ilanda yer almaması ise artık pek şaşırtıcı değil. Bu nedenle bir ilanı değerlendirirken başka detaylara bakmak gerekiyor. Çünkü bazen birkaç cümle, şirketin çalışma düzeni hakkında tahmin ettiğimizden çok daha fazla şey söyleyebilir. İşte dikkat etmenizde fayda olan 10 iş ilanı sinyali: 1. “Yoğun çalışma temposuna ayak uydurabilecek” Bu ifade tek başına kötü bir şey ifade etmeyebilir. Bazı sektörlerde gerçekten yoğun dönemler yaşanabilir. Ama şu soruyu sormakta fayda var: Bu yoğunluk dönemsel mi, yoksa çalışma düzeninin tamamı mı böyle? 2. Bir pozisyon, beş farklı pozisyon gibi anlatılıyorsa Satış, pazarlama, müşteri hizmetleri, satın alma ve operasyon... Hepsini tek bir kişiden bekleyen bir ilanla karşılaştığınızda görev tanımını biraz daha dikkatli inceleyin. “Esnek olmak” ile her işi yapmak zorunda olmak aynı şey değil. 3. Görev tanımı fazlasıyla belirsi...

İşe Girmeden Önce Bir Şirket Hakkında Araştırma Nasıl Yapılır?

Bir şirkete iş başvurusu yaparken çoğu aday kendi CV’sine, deneyimine ve mülakatta ne söyleyeceğine odaklanıyor. Peki ya şirket? Sizi işe alacak şirketi ne kadar tanıyorsunuz? Çünkü iş görüşmesi yalnızca şirketin adayı değerlendirdiği bir süreç değil. Adayın da “ Ben burada gerçekten çalışmak istiyor muyum? ” sorusuna cevap aradığı bir süreç. Bu nedenle bir iş ilanına başvurmadan veya mülakata gitmeden önce şirket hakkında küçük bir araştırma yapmak, sonradan yaşanabilecek birçok sürprizin önüne geçebilir. Üniversitelerin kariyer merkezleri ve kariyer platformları da mülakat öncesinde şirketin faaliyet alanı, sektördeki konumu, güncel çalışmaları ve kurum kültürü hakkında araştırma yapılmasını öneriyor. Peki nereden başlamalı? 1. Önce şirketin kendi internet sitesine bakın İlk durak şirketin resmi internet sitesi olmalı. Şirket ne iş yapıyor? Hangi sektörlerde faaliyet gösteriyor? Kaç yıldır faaliyet gösteriyor? Hangi ürün veya hizmetleri sunuyor? Hangi şehirlerde veya ülkelerde faaliy...

2025’te Çalışanların Gerçekten İstediği Yeni Ofis İmkânları

Günümüzün sürekli değişen iş dünyasında; ücretsiz atıştırmalıklar, spor salonu üyelikleri ve masa tenisi masaları artık en iyi yetenekleri bulmak ya da elde tutmak için yeterli değil. Çalışan beklentileri değiştikçe—özellikle uzun süredir uzaktan ya da hibrit modelde çalışanlar için—işverenlerden talep edilen imkânlar da dönüşüyor. 2025’e baktığımızda, organizasyonlar için gerçekten önemli olan şey çalışanlarının ihtiyaçları. Geleceğin ofis alanlarında çalışanların istediği imkânlar yüzeysel olanın ötesine geçiyor; bunlar esneklik, gelişim ve iyi oluş üzerine kurulu. Gayrimenkul geliştiricileri bile artık başarı için kapsayıcılığı öne çıkan bir unsur olarak vurgulamaya başladı. 1. Esnek Çalışma Modelleri Uzaktan çalışma artık bir ayrıcalıktan çok beklenti haline geldi. Ancak 2025’te çalışanlar sadece evden çalışabilmeyi değil, çok daha fazlasını istiyor. Kişiselleştirilmiş esneklik yeni trendlerden biri: hibrit çalışma seçenekleri, esnek çalışma saatleri ve dünyanın herhangi bir y...

BÖYLE İNSANLARLA ASLA ÇALIŞILMAZ!

İş hayatında başarı sadece bireysel yetkinliklerle değil, ekip içindeki uyum ve güvenle de doğru orantılıdır. Ancak ne yazık ki her iş yerinde ekip ruhunu bozan, üretkenliği baltalayan ve huzuru kaçıran bazı kişilerle karşılaşmak mümkün. Peki kimdir bu kişiler? Hangi özellikler bir çalışanı " beraber çalışılamaz " hâle getirir? Firma Dedektifi olarak sizin için derledik. 1. Sürekli Negatif Enerji Yayan İnsanlar Her gün işe pozitif gelmek mümkün olmasa da, sürekli olumsuzluk saçan ve motivasyon düşüren kişiler, ekip arkadaşlarının verimini doğrudan etkiler. Negatiflik bulaşıcıdır; fark etmeden tüm ekibi sarar. 2. Başarısızlıklarını Sürekli Başkalarına Yükleyenler Hata yapmak insanîdir, fakat hatayı kabul etmemek ve her durumda suçlu aramak, iş yerinde güveni yerle bir eder. Bu tarz kişilerle çalışmak, ekip arkadaşlarını hem yorar hem de güvensizlik ortamı yaratır. 3. Dedikoduyu İşin Bir Parçası Sananlar İş yerinde dedikodu yapmak, sadece huzuru değil, kurum kültürünü de...

Ercan Holding'in Hikayesi

  Türkiye'de kamyon üretimi yapan fabrikanın ortağı olan dev holding böyle iflas etti. Bir zamanlar on binlerce çalışanı olan şirketin piyasadan çekilişine dair tüm detayları derledik... Türkiye ekonomisinde belirli periyotlarda sıkıntılı yıllar yaşandı. Bunlardan en çok konuşulan ise bir zamanlar ülkenin en büyük holdinglerinin iflası. Türkiye 'nin zamanında en büyük 10 şirketi arasında yer alan Ercan Holding 'in ve kurucusu Tevfik Ercan 'ın inişli çıkışlı hikayesi, yıllar sonra sosyal medyada yeniden tartışma konusu oldu. Türkiye sanayi tarihinde derin izler bırakan bu büyük girişimcinin yükselişi ve yüksek faizlerin etkisiyle yaşadığı düşüşü, Türk iş dünyasına hem ilham hem de önemli dersler sunuyor. 1919 'da Ankara 'nın Karagedik Köyü 'nde dünyaya gelen Tevfik Ercan, İsviçre 'de aldığı iktisat ve ticaret eğitiminin ardından Türkiye 'ye döndü. Ticaretteki yeteneğiyle kısa sürede öne çıkan Ercan , ilk önemli hamlesini Yeşilköy 'deki  Çınar O...

Patronların Altın Üçlüsü: “İş Yok, Piyasa Kötü, Zor Döndürüyoruz!”

İş hayatında çalışanlar kadar patronların da klasikleşmiş bazı replikleri vardır. Ancak bazıları var ki artık atasözü gibi dillerde dolaşıyor. İşte o efsane üçlü: 🗣️ “ İş yok. ” 🗣️ “ Piyasa kötü. ” 🗣️ “ Zor döndürüyoruz. ” Bu üç cümle, maaş pazarlıklarından prim taleplerine, fazla mesai isyanlarından hak arayışlarına kadar her an karşımıza çıkabilecek, içi boş gibi görünse de her türlü sorunun cevabıymış gibi sunulan “ mucizevi ” savunmalardır. Gelin, bu “ patron atasözlerini ” birlikte irdeleyelim: 1. “ İş yok ” - Ama Üç Kişilik İşi Tek Kişi Yapıyor Patronlar iş olmadığını söylerken, çalışanlar üç kişilik işi tek başına yetiştirmeye çalışıyor. Sipariş yetişmiyor, telefon susmuyor, müşteri eksik olmuyor ama nedense “ iş yok. ” Her şey var, ama iş yok! 2. “ Piyasa kötü ” - Lüks Tatillerde Check-in Eksik Değil Piyasa o kadar kötü ki patronun bu yaz Yunan Adaları’na değil de sadece İtalya sahillerine gitmek zorunda kaldığını öğrendik. Zaten kötü piyasa da hep bizim sektörde olu...

LinkedIn'de Ne Paylaşılmaz?

LinkedIn , profesyonel bir ağ platformu olarak iş dünyasıyla ilgili içeriklerin paylaşıldığı bir mecra. Ancak burada paylaşılan her içerik uygun olmayabilir. İşte LinkedIn 'de paylaşmamanız gereken bazı içerikler: Aşırı kişisel ve özel hayat detayları:  LinkedIn profesyonel bir platformdur, özel hayatınızla ilgili aşırı kişisel paylaşımlar itici olabilir. Tartışmalı ve siyasi muhalif paylaşımlar:  İş ortamında gereksiz gerginlik yaratabilir, profesyonel imajınıza zarar verebilir 3 . Satış odaklı, sadece ürün tanıtımı yapan içerikler:  Bu tür içerikler samimiyetsiz algılanır ve güven kaybettirir 4 . Uzun ve karmaşık metinler:  LinkedIn kullanıcıları genellikle kısa, net ve anlaşılır içerikleri tercih eder 2 . Aşırı reklam ve spam içerikler:  Takipçi kaybına yol açar, etkileşimi düşürür. Gereksiz dış bağlantılar:  LinkedIn algoritması tarafından olumsuz algılanabilir, bağlantılar yorum kısmında paylaşılmalıdır 2 . Olumsuz, şikayetçi ve karamsar paylaşımlar: ...

Kariyer Sayfasında Cennet, İçeride Cehennem: Şirketlerin İmaj Oyunu ve Çalışan Gerçekleri

İş arama sürecinde hemen hemen herkesin yolu en az birkaç “ rüya şirketle ” kesişmiştir. Şirketin web sitesine girersin; gülen yüzler, açık ofislerde kahve yudumlayan genç ekipler, “ biz bir aileyiz ” sloganları… LinkedIn profillerinde övülen iş ortamları, kurumsal sosyal sorumluluk projeleriyle cilalanmış başarı hikâyeleri… Her şey, dışarıdan bakıldığında mükemmel görünür. Ancak içeriye adım attığında karşına çıkan manzara bambaşkadır. Ne yazık ki günümüzde birçok şirket, dışarıya sunduğu kurumsal imaj ile içeride yaşanan gerçeklik arasında büyük bir uçurum yaratıyor. Bu da özellikle yeni işe başlayan çalışanlar için büyük bir hayal kırıklığına dönüşüyor. Kariyer sayfasında vaat edilen özgürlük ortamı, esnek çalışma saatleri, açık iletişim kültürü gibi kavramlar; aslında yalnızca birer pazarlama malzemesine dönüşmüş durumda. Gerçekte ise karşılaşılan; baskıcı yöneticiler, sürekli değişen iş tanımları, ölçüsüz mesai saatleri ve değersiz hissettiren bir çalışma atmosferi olabiliyor. Bu...

Şirketlerde Gizli Kalan Gerçekler: Sorun Farkındalığı Katmanları

  Bir şirketin damarlarında dolaşan sorunlar, genellikle en tepedeki yöneticilere ulaşana kadar önemli ölçüde filtrelenir ve azalır. Paylaşılan infografik, bu durumu çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor:  Çalışanlar sorunların tamamını ( %100 ) görürken, bu oran ekip liderlerinde %74 'e, ekip yöneticilerinde %9 'a ve en üst düzey yöneticilerde ise sadece %4 'e kadar düşüyor. Peki, bu " farkındalık uçurumu " neden oluşuyor ve şirketler için ne gibi riskler taşıyor? Daha da önemlisi, bu durumu tersine çevirmek için neler yapılabilir? Farkındalık Uçurumunun Nedenleri Bu durumun temelinde birkaç önemli faktör yatmaktadır: İletişim Engelleri:   Bilgi, yukarı doğru çıktıkça çeşitli filtrelerden geçer. Çalışanlar, sorunları dile getirme konusunda çekingen davranabilirler (olumsuz algılanma korkusu, işten çıkarılma endişesi vb.). Ayrıca, orta kademe yöneticiler, üst yönetime "kötü haber" taşıma konusunda isteksiz olabilir veya sorunları önemsizleştirme eğil...